1- Allah’ın izniyle olması müstesna, Allah katında şefaat edecek kimdir?

Şefaat: Bir kimsenin suçunu affettirmek ve kendisinden cezayı kaldırmak için, o kişi hakkında yapılan bir istektir. Biraz daha açacak olursak: Ahiret günü, bir kısım günahkâr müminlerin affedilmeleri ve itaatkâr müminlerin yüksek mertebelere ulaşmaları için başta peygamberimiz (asm) ve diğer büyük zatların Allah-u Teâlâ’ya niyaz ve dualarıdır.

Bizlerin inancı olan Ehli sünnet itikadına göre, şefaat haktır ve Allah’ın iznine bağlıdır. Hal böyleyken, bir kısım Ehli sünnet muhalifleri şefaati inkâr etmekte ve şefaate inananları, şirke düşmekle itham etmektedirler. Yani onlara göre, bütün Ehli sünnet mensupları şirke düşmüştür, yani müşriktir.

Şefaati inkâr eden bu kimseler ehli sünnet itikadını bozmaya çalışmakta ve kendi vehimlerinin ürününü din diye anlatmaktadırlar. Evet Kur’an bir vadide, bunlar ise başka bir vadidedir… O halde bizlerin ilk yapması gereken şey, itikadımızı delilleriyle öğrenmektir. Bunu yaptığımızda, batılı kim satmaya çalışırsa çalışsın, onu hemen tanır ve ona asla itibar etmeyiz.

Şefaat konusunda Ehli Sünnetin itikadı şudur: Şefaat haktır ve Allah’ın iznine bağlıdır. Bizler bu itikadın doğruluğunu Kur’an, hadis ve icma ile ispat edeceğiz. Bu ispattan sonra da şefaati inkâr edenlerin sözlerine teker teker cevap vereceğiz.

Konuyu daha iyi tahlil edebilmek için Şefaatin hak olduğunu Kur’an, hadis ve icma ile ispat eden ve şefaat konusunu inceleyip sorularına cevap bulmak isteyen iki hayali arkadaşın konuşmasına misafir olacağız.

B- Dini konularda ihtilafa sebep olan meseleler hakkında Kur’an’ın ve Hadisi Şeriflerin izinde ve araştırma yapan biriyim. Sizinle şefaat konusunu incelemek ve bu konuda zihinleri meşgul eden sorulara cevap bulmak istiyorum.

A- Evvela hoş geldiniz diyorum. Yaptığınız iş gerçekten çok kıymetli bir iş. Seçmiş olduğunuz konu da gerçekten güzel bir konu. Bu konu da insanımızın aydınlatılmaya ihtiyacı olduğuna inanıyorum. Bir yardımım dokunursa çok mutlu olurum.

B- İçinde yaşadığımız şu zaman da itikadi konuların herşeyden daha büyük önem arz ettiğini düşünüyorum. Zira bu zamanda müslümanların itikad esaslarını bozmaya yönelik sistemli bir faaliyet yürütüldüğü hepimizin malumu. Bende karınca kararınca bu konuları işlemenin ve itikada dair konuların delilleriyle bilinmesinin çok gerekli olduğu kanaati uyandı.

A– Evet bizlerin ilk yapması gereken şey, itikadımızı delilleriyle öğrenmektir. Bunu yaptığımızda, batılı kim satmaya çalışırsa çalışsın, onu hemen tanır ve ona asla itibar etmeyiz.

B- Şimdi bu konuda bazı soruları size yönelteyim isterseniz.

A- Tabiki…

B- Çok insandan duyuyoruz. Bilhassa TV ekranlarında profesör ünvanlı bazı kimselerden çok duyuyoruz. Ben Şefaate inanmıyorum ve böyle bir şeyin olacağını asla kabul etmek mümkün değil. Ne yani günahı işleyip cehenneme gideceksin sonra peygamber seni buradan kurtaracak. Sanki peygambere haddinden fazla bir makam veriyorsunuz. Allah’ı bırakıp başkalarından nasıl medet umarsınız gibi birçok soru…

A- Evet vahyin hakikatlerini aklın küçük terazisiyle tartmaya çalıştıklarında ortaya bu netice çıkıyor. Bu kimseler Kur’an da ve hadislerde geçmesine rağmen o büyük hakikatleri kabul etmeyip farlı tevillerle bazen de inkâr ile çok tehlikeli bir işe girişiyorlar.

B- Ne ayetlerde ne de hadislerde böyle bir şey yok. Allah böyle bir şeyden bahsetmiyor ki diyorlar.

A- Peki o zaman ben ilk önce bu konuda sana Kur’an’dan delillerimi sunacağım. Bakalım yok dedikleri şefaat hakkında Kur’an ne diyor bakalım.

B-  Evet ilk önce Kur’an’dan başlamak doğru bir yol. Kur’an’ da Şefaat var mıdır?

A- Öyleyse başlayalım. Şefaatin hak olduğuna dair göstereceğim 1. Kur’an delili, Bakara suresinin 255. ayet-i kerimesidir. Bu ayet-i kerimede şöyle buyrulur:

مَن ذَا الَّذِي يَشْفَعُ عِنْدَهُ إِلاَّ بِإِذْنِهِ

O’nun -yani Allah’ın- izniyle olması müstesna, Allah katında kim şefaat edebilir?

B- Evet güzel bir ayet. Allah’ın izni olmadan kimse şefaat edemezse demek şefaat diye bir şey yoktur diyorlar bu konuda.

A- Dikkat et ayet şefaat yoktur demedi. Şefaat ancak Allah’ın izni dairesinde var dedi.

Şimdi, bu ayet-i kerime üzerinde bir tahlil yapalım.

B- Seni dinliyorum…

A- Ayetin başı olan  مَن ذَا الَّذِي يَشْفَعُ عِنْدَهُ  ” O’nun katında şefaat edecek kimdir?” ifadesi, “Onun katında şefaat edecek hiç kimse yoktur.” manasındadır.

B- Evet..

A- Ayet sadece burada bitmiş olsaydı bunların sözünün bir hakikati olurdu. Bizde derdik ki evet Onun katında şefaat edecek hiç kimse yoktur. Derdik. Fakat ayet  إِلاَّ بِإِذْنِهِ   diye devam ediyor. Buradaki إِلاَّ hasr edatıdır. “Sadece, yalnız, hariç, ancak, müstesna” manalarına gelir.    إِلاَّ بِإِذْنِهِ    “Onun izniyle olması müstesna” beyanıyla,  “Şefaat edecek yoktur.” Hükmüne bir kayıt konmaktadır. Bu kayıttan anlaşılıyor ki: Allah’ın izni olmadan şefaat edecek yoktur.

B- Hımmmm doğru diyorsun.

A- Demek şefaat, Allah’ın iznini bağlıdır. O’nun izni olursa bir kul başka bir kula şefaat edebilir.

B- İzni olmazsa da edemez.

A- Evet… Eğer Allah’ın izni dairesinde şefaat olmasaydı, ayette geçen “Allah’ın izniyle olması müstesna” ifadesi gereksiz olurdu.

Öyle ya, eğer şefaat yoksa, Allah’ın izniyle olması niçin müstesna kılınmış? Şefaat olmasaydı,  إِلاَّ بِإِذْنِهِ ifadesine gerek olur muydu?…

B- Elbette olmazdı…

A- Eğer şefaati inkâr edilirse, Kur’an’da gereksiz bir ifadenin bulunduğuna hükmetmek zorunda kalınır ki. Bu da o kişiyi dinden çıkarır.  O halde, “Allah’ın izniyle olması müstesna” ifadesi, Allah’ın izni dairesinde şefaatin hak olduğunu ispat etmektedir.

B- Ayeti kerimede “Allah’ın izniyle olması müstesna, Allah katında şefaat edecek kimdir?” buyrularak apaçık bir surette şefaatin hak olduğu beyan edilmiştir.

A- Evet Şefaat vardır ve Allah’ın iznine bağlıdır. Ayetin reddettiği şey, şefaatin varlığı değildir; Allah’ın izni olmadan şefaat edilebileceğidir. Ayet, izinsiz şefaati reddeder ve şefaati Allah’ın iznine bağlar. Şimdi şefaati inkâr edenlere soruyorum:

Sizler bu ayet-i kerimeyi okumuyor musunuz? Ayet apaçık bir şekilde, şefaatin Allah’ın izniyle var olduğunu söylerken, sizler bu ayete nasıl gözlerinizi kapıyorsunuz? Ayetteki إِلاَّ بِإِذْنِهِ  kaydını görmüyor musunuz? Eğer şefaat yoksa, ayetteki إِلاَّ بِإِذْنِهِ  ne demek? Buraya bir mana verin de görelim… إِلاَّ بِإِذْنِهِ  demek, “Allah’ın izniyle şefaat edilir.” demektir.

B- Eğer hala “şefaati inkar ederim” diyen kimse, o halde mushafından إِلاَّ بِإِذْنِهِ  ifadesini çıkarması lazım.

A- Aynen katılıyorum. Şefaatin hak olduğuna dair 1. delilimi burada tamamlıyorum ve şimdi Kur’an’dan 2. delilimize geçiyorum…

(292 kez ziyaret edildi, Bugün 5 ziyaret)

İlgili Videolar

Bu video için yorum yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir