Demirdeki sır

Video Metni

Video Metni

Demir, Kur’an’da kendisine dikkat çekilen elementlerden biridir. Hatta bir sureye “Hadid” ismi verilmiştir ki, “demir” manasına gelmektedir.

Hadid suresinin 25. ayet-i kerimesinde şöyle buyrulmuştur:

“Biz demiri indirdik ki, onda çetin bir sertlik ve insanlar için faydalar vardır.” (Hadid Suresi 25)

Ayet-i kerimede, demirin oluşumu için kullanılan “enzelna” tabiri, “Biz indirdik” manasına gelmektedir. Hâlbuki bizim bildiğimiz şey, demirin yer altından çıkarılmasıdır. Yani bize göre, “Demiri indirdik.” yerine “Demiri çıkarttık.” denilmeliydi. Ancak durum hiç de öyle değildir. Ayet-i kerimedeki “indirdik” tabiriyle çok önemli bir bilimsel mucizeye dikkat çekilmiştir.

Şöyle ki: Demir madeninin oluşabilmesi için bir sıcaklığa ihtiyaç vardır. İhtiyaç duyulan bu sıcaklık, Dünya’da olmadığı gibi Güneş’te de mevcut değildir. Güneş’in 6000 santigratlık bir yüzey ısısı ve 15 milyon santigratlık bir çekirdek ısısı vardır. Bu ise demirin oluşumu için yeterli bir sıcaklık değildir. Demir ancak Güneş’ten çok daha büyük yıldızlarda, birkaç yüz milyon dereceye varan sıcaklıklarda oluşabilmektedir. Nova veya Süpernova olarak adlandırılan bu yıldızlardaki demir miktarı belli bir oranı geçince, artık yıldız bunu taşıyamaz hale gelir ve patlar. Demirin uzaya dağılması da işte bu patlamalar sonucunda mümkün olur. Bütün astronomik bulgular, Dünya’daki demir madeninin dış uzaydaki dev yıldızlardan geldiğini ortaya koymuştur.

Sadece Dünya’daki demir de değil, tüm Güneş Sistemi’ndeki demir, dış uzaydan elde edilmiştir. Çünkü ifade ettiğimiz gibi, Güneş’in sıcaklığı demir elementinin meydana gelmesi için yeterli değildir. Tüm bunlardan anlaşılacağı üzere, demir madeni dünyada oluşmamış, Süpernovalardan taşınarak, aynı ayet-i kerimede bildirildiği şekilde indirilmiştir.

Bu bilginin Kur’an’ın indirilmiş olduğu asırda yani bundan 1400 sene önce bilinmesi mümkün değildir. Madem mümkün değildir, o halde bu bilginin Kur’an’da var olması ne ile izah edilebilir?

Kur’an’ın Allah’ın kitabı olmasından başka bir izah var mıdır?

Ayrıca ayet-i kerimede demirin insanlar için çok faydaları olduğundan bahsedilmektedir. Hâlbuki bu ayet-i kerimenin indiği dönemde insanlar demirden sadece kılıç yapıyorlardı ve demirin başka faydalarını bilmiyorlardı. Buna rağmen Kur’an, “onda insanlar için çok faydalar vardır.” buyuruyordu. Şimdi gelin, demir ile ilgili son bilimsel verilere bakalım:

Demir atomu olmaksızın evrende karbona bağlı yaşam olması mümkün değildir.

Yani süpernovalar olmaz, Dünya’nın ilk dönemlerinde ısınması gerçekleşmez, atmosfer ya da hidrosfer olmaz, koruyucu manyetik alan olmaz, Van Allen radyasyon kuşakları oluşmaz, Ozon tabakası olmaz, insan kanındaki hemoglobini meydana getirecek hiçbir metal bulunmaz, oksijenin reaktifliğini yatıştıracak metal oluşmaz ve oksidasyona dayanan bir metabolizma meydana gelmezdi. Demir atomunun önemi, herhalde bu açıklamalarla kolayca anlaşılmıştır.

İşte Kur’an’da özellikle demire dikkat çekilmesi ve “Onda insanlar için çok faydalar vardır.” buyrulması son derece manidar ve son derece hikmetlidir.

Tüm bunların yanı sıra mezkûr ayet-i kerimede bir sır daha vardır.

O sır da şudur: Demirden bahseden ayet-i kerime, Hadid suresinin 25. ayetidir. Bu ayet-i kerime oldukça ilginç iki matematiksel şifreyi içermektedir.

Şöyle ki: Hadid suresi, Kur’an’ın 57. suresidir. Surenin ismi, lâmı tarifle söylendiğinde “El-hadid” şeklinde olur ki, bu kelimenin Arapçadaki sayısal değeri, yani ebcedi hesaplandığında karşımıza çıkan rakam 57’dir. Bu, surenin Kur’an’daki sırasıyla aynıdır. Hadid suresi, Kur’an’ın 57. suresidir.  Eğer lâmı tarifli değil de kelimeyi nekra olarak alırsak, yani sadece “hadid” kelimesinin sayısal değerine baksak, bu da 26’dır. 26 sayısı ise demirin atom numarasıdır.  Yani “El-hadid” olarak baktığımızda sayısal değeri 57 oluyor. Bu, Hadid suresinin Kur’an’daki sıra numarasıdır. “Hadid” olarak baktığımızda ise sayısal değeri 26 oluyor. Bu da demir atomunun numarasıdır.

Şimdi insaf ile düşünelim: 1400 sene evvel, bilimin ve tekniğin isminin bile olmadığı bir asırda, çölde yaşayan ve okuma-yazma bilmeyen bir beşerin, demirin gökten indirildiğini ve onda çok faydaların olduğunu bilmesi; ve bunu bir kitaba yazdırırken de belirttiğimiz rakamsal uygunlukları gözetmesi hiç mümkün müdür?  Hangi akıl sahibi bunu kabul eder? Ve bunu kabul edene akıllı denilir mi?

Hal böyle iken Kur’an’a beşer kelamı demek, Dünya’yı aydınlatan Güneş’e gözünü kapamak gibi bir hezeyandır. Gözünü kapayan sadece kendine gece yapar.  Bizi gecede bırakmayan ve Kur’an’ın nuruyla gecemizi gündüz yapan Rabbimize sonsuz hamdü sena olsun!

13.927 izlenme

2 yorum

  1. ALLAH sizden razı olsun bu videolar imanımızı tazeliyor ve sizin sayenizde hem Kuran’ı biraz daha anlıyor hem de ilim sahibi oluyoruz…

  2. ALLAH sizlerden razı olsun çok önemli bir iş yapıyorsunuz gerçekten

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak.İşaretli alanlar doldurulmalı *

*

 
Scroll To Top