3- Çirkin manzaraları hayal ettirme

Video Metni

Video Metni

Haram ve çirkin manzaraları hayal ettirme suretinde gelen vesvese

Manalar kalpten çıktıkları zaman, suretlerden ve şekillerden çıplak olarak hayale girer ve oradan suretleri giyerler. Demek insana gelen manaların suret giydiği yer kalp değil, hayaldir. Hayal ise, her vakit bir sebep altında suretleri dokur. Ve manalara bir elbise diker. Bununla birlikte önem ve ehemmiyet verdiği şeylerin suretlerini yol üzerinde bırakır. Hangi mana kalpten çıplak olarak çıkıp, hayale gidecek olsa, yol üzerinde bırakılan o suretleri giyer yada hayal ona ya giydirir, ya takar, ya bulaştırır, yada perde eder.

Eğer manalar temiz ve münezzeh, yol üzerindeki suretler pis ve rezil ise, giymek yoktur, sadece temas vardır. Ancak vesveseli adam bu teması, giymek ile karıştırır. “Eyvah kalbim ne kadar bozulmuş, bu sefillik, bu alçaklık beni Allahın huzurundan kovdurur” der….Şeytan onun bu damarından çok istifade eder.

Bu vesveseden kurtulma çaresi

Bu yaranın merhemi şudur: Nasıl ki senin namazının bir şartı olan zahiri temizliğine, karnındaki necaset zarar vermez. Öylede mukaddes manaların, çirkin suretlere yakınlığı da zarar etmez. Mesela siz, Kur’an’ın ayetlerini tefekkür ediyorsunuz, birden bir hastalık, yada bir iştah, yada şehvet gibi heyecan veren bir şey şiddetle sizin hissine dokunuyor.

Elbette sizin hayaliniz, hastalığın devasını, iştah duyduğu şeyi yada şehvet ile ilgili görüntüleri dokuyacak ve onları görecek. O hallere uygun basit ve çirkin suretleri dokuyacaktır. Kalpten gelen, temiz ve ulvi manalar ise onların ortalarından geçecek. Geçeceklere ne zarar vardır, ne pis suretlerle temas vardır, ne de tehlike vardır. Ancak tehlike; zarar olduğunu zan etmek ve bu çirkin görüntülerden kurtulmaya çalışmaktır.

Evet insan kalben ve fikren ilahi hakikatlere bakıp düşündüğü zaman, bilhassa namaz ve ibadet esnasında gerek şeytan tarafından, gerek nefsi tarafından pek fena, pis ve çirkin vesveseler, hatıralar sinekler gibi kalbe ve akla hücum ederler. Bu gibi çirkin şeylerin defiyle uğraşan adam, o vesveselere mağlup olur. Ancak onları mağlup edip, kaçırmak çaresi; müdafayı terk edip onlar ile uğraşmamaktır.

Evet arılar ile uğraşıldıkça, onlar hücumlarını artırırlar. Onlara karışılmadığı taktirde, insanı terk eder, giderler. Yada pis bir odanın deliklerinden, semanın güneş ve yıldızlarına, cennetin gül ve çiçeklerine bakılırsa, o deliklerdeki pislik, ne bakana, ve nede bakılana bulaşmaz. Aynen bunun gibi, ilahi hakikatlere, hayal odasının deliklerinden bakıldığında, hayal deliklerinde ki kirlilik ve pislik, ne bakana, nede bakılana bulaşmaz ve zarar vermez.

O halde şunları öğrendik:

1- Manalar kalpten çıplak olarak çıkmaktadır. Resimler kalpte değil, hayalde dokunmaktadır.

2- Hayal dokuduğu resimlerden bazılarını, bir sebep tahtında yol üzerinde bırakır. Buna mani olmak mümkün değildir. Ve insan yol üzerindeki bu suretlerden dolayı da mesul değildir.

3- Mukaddes manalar, suret giymek için hayale giderken, yol üzerindeki resmin yanından yada ortasından geçer. Çıplak olan mana ile yol üzerindeki resmin kendisi aynı anda insanın fikir aynasında yansır. Bu suret mukaddes manaya ait olmadığından zarar söz konusu değildir. Ancak bu sırrı bilmeyenler, nefislerini levm ederek zarar gördüklerini zannederler.

4- Kişi zarar gördüğünü zannettiğinde artık zarara düşmüştür. Zaten şeytanın da istediği budur. Zira artık onu ümitsizliğe düşürmüş, Allah’ın huzurundan durma ve mukaddes manaları tefekkür etme kapısını ona kapatmıştır.

Bu izahlar bu konuda daha fazla söze hacet bırakmamaktadır.

Hz. Peygamber (sav)’ın ashabından bir kısmı ona sordular: “Bazılarımızın aklından bir kısım vesveseler geçiyor, normalde bunu söylemenin günah olacağına kaniyiz.” dediler.

Hz. Peygamber (s.a.v): “Gerçekten böyle bir korku duyuyor musunuz?” diye sordu. Oradakiler Evet! deyince: “İşte bu imandan gelir dedi.”

Diğer bir rivayette: “(Şeytanın) hilesini vesveseye dönüştüren Allah’a hamdolsun” demiştir.

Müslim’in İbnu Mes’ud (ra)’dan kaydettiği bir rivayet de şöyledir:

“Dediler ki: “Ey Allah’ın Resulü, bazılarımız içinden öyle sesler işitiyor ki, onu (bilerek) söylemektense kömür kesilinceye kadar yanmayı veya gökten yere atılmayı tercih eder. “.

Hz. Peygamber (sav): “Hayır bu gerçek imanın ifadesidir” cevabını verdi.”

Evet unutmamak gerekir ki boş bir eve hırsız girmez ve korsanlar içerisinde hazine bulunmayan bir gemiye saldırmazlar .bizler böyle bir vesveseye maruz kaldığımızda bilmeliyiz ki iman var ki şeytan geliyor .Bunun için kalp gemisindeki iman hazinesinden dolayı Allah’a hamdetmeli ve en kıymetli hazinemizi çalmaya çalışan şeytanın hilelerini çok iyi anlamalı ve Cenabı Hakka sığınmalıyız.

31.670 izlenme

4 yorum

  1. Hocam ağzınıza, ellerinize sağlık. Allah Razı Olsun. Harika bir şekilde anlatmışsınız.

  2. Hocam Allah Razı Olsun Çok Aydınlatıcı Oldu. Sağolun

  3. ALLAH RAZI OLSUN DEVAMINI BEKLERİZ
    ERZURUMDAN BİR DİN KARDEŞİNİZ

  4. Allah sizden razi olsun

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak.İşaretli alanlar doldurulmalı *

*

 
Scroll To Top