Tevessülün caiz olduğuna dair sahabeden deliller 1

Video Metni

Video Metni

A- Tevessül caiz midir, değil midir sorumuzu ilk önce Kur’an’a sorduk. Kur’an, ayetleriyle bize “caizdir” cevabını verdi… Daha sonra aynı soruyu Peygamber Efendimiz (asm)’a sorduk. Efendimiz de hadis-i şerifleriyle aynı cevabı verdi ve “caizdir” dedi.

B- Yaklaşık 2.5 saattir Kur’an’ın ve Peygamber Efendimizin cevabını dinliyoruz.

A- Şimdi aynı soruyu Sahabe Efendilerimize soracağız. Zira tevessül caizse, Sahabelerin bunu uygulamış olması gerekir. Onların uygulaması da bizler için bir hüccettir.

B- Doğru diyorsun zira Bazıları: “Eğer tevessül caiz olsaydı, sahabeler bunu uygulardı. Hâlbuki Sahabeler tevessül etmemiştir” diyerek delilsiz, mesnetsiz konuşmaktadırlar.

A- İşte bu bölüm, delilsiz konuşan bu kimselere de tam bir cevap olacaktır. Sahabelerin tevessül ettiğine dair ilk örneğimizi Enes b. Malik hazretleri rivayet ediyor.

Onun beyanına göre, Hz. Ömer döneminde kuraklık yüzünden Müslümanlar kıtlık tehlikesiyle karşı karşıya kaldılar. Hz. Ömer, Peygamberimizin amcası olan Hz. Abbas’a tevessül ederek şöyle dedi: “Ey Allah’ımız Şüphesiz biz sana daha önce Peygamberimiz ile tevessül eder, yani Peygamberimizi vesile kılarak senden isterdik sen de bize yağmur yağdırırdın. Şimdi ise Peygamberimizin amcasıyla sana tevessül ediyor, yani senden Peygamberimizin amcasını vesile kılarak istiyoruz.  O halde bize yağmur yağdır…” Ravi Hz. Enes der ki:  “Onlara yağmur yağdırıldı…”

B- Yanlış duymadım değil mi Hz. Ömer, Peygamberimizin amcası Hz. Abbas’ı vesile yaparak yağmur istedi.

A- Evet yanlış duymadın. Hz. Ömer’in duasına bir daha dikkat kesilelim: ” Ey Allah’ımız! Şüphesiz biz sana daha önce Peygamberimiz ile tevessül eder, onu vesile kılarak senden isterdik. Şimdi ise Peygamberimizin amcasıyla sana tevessül ediyor ve onu vesile kılarak istiyoruz…”

B- Hani Sahabeler tevessül etmemişti, bundan daha açık tevessül olur mu?

A- Evet doğru diyorsun. Bu hadisenin vukuu hakkında hiçbir ihtilaf yoktur. Hatta tevessülü inkâr edenler dahi bu hadiseyi kabul ederler.

B- Şimdi merak ediyorum. Onlar bu hadiseyi kabul ediyorsa tevessülü nasıl inkâr ediyorlar?

A- Sorunun cevabı şu: Onlar diyorlar ki: Hadiste geçen, Biz sana Peygamberimizin amcasıyla tevessül ediyoruz sözü, “Peygamberimizin amcasının duasıyla tevessül ediyoruz” manasındadır. Yani onlara göre burada gizli bir “dua “kelimesi vardır…

Şimdi onlara soruyoruz: Bu ilaveyi nerden çıkarıyorsunuz? Metinde “dua” kelimesi yok. Metinde olmayan kelimeyi, metne nasıl ilave ediyor ve “Bu mana kastedilmiştir” diyorsunuz. Halbuki bu mana kastedilemez. Niçin kastedilemeyeceğinin sebeplerini istersen maddeleyelim.

B- Tabiki seni dinliyorum.

A- Birincisi şu: İbni Hacer hazretleri diyor ki: Zübeyr İbni Bekkar, “el-Ensab” isimli eserinde, Hz. Ömer’in tevessülünden sonra, Hz. Abbas’ın dua ediş şeklini şöyle nakleder: “Ey Allah’ım! Her bela mutlaka bir günah sebebiyle inmiştir ve ancak tövbeyle kaldırılır. Bu topluluk, benim, senin peygamberine yakınlığımdan dolayı benimle sana yönelmişlerdir. İşte bu günahkar ellerimiz ve perçemlerimiz tövbe ile sana uzanmıştır. Bize yağmur gönder…” Şimdi duanın şu kısmına bir daha dikkat edin: “Bu topluluk, benim, senin peygamberine yakınlığımdan dolayı benimle sana yönelmişlerdir…” Demek olay, Hz. Abbas’tan dua istemek değil, onun zatıyla ve Peygamberimize yakınlığıyla Allah’a tevessül etmektir.

B- Evet doğru diyorsun Hz. Abbas’tan dua istemiyorlar Hz. Abbas’ı vesile yapıp Peygamberimize yakınlığıyla Allah’a tevessül etmekteler.

A- Hadisenin dua istemek değil, Hz. Abbas’a tevessül etmek olduğuna dair 2. delilimiz İmam Kevseri’nin şu beyanıdır. O der ki: “Metinde “Peygamberimizin amcasıyla sana tevessül ediyoruz” denilirken, buna gereksiz olarak bir muzaf ekleyip “Peygamberimizin amcasının duasıyla istiyoruz” manasına çevirmek herhangi bir delile dayanmadan konuşmak ve hakikati örtbas etmektir. “Peygamberimizin amcasıyla” tarzındaki tevessül, Hz. Abbas’ın, Peygamberimize olan yakınlığı ve onun yanındaki konumuyla tevessül manasına gelir. İmam Kevseri’nin izahı bu şekildedir.

B- Evet tevessülü inkar edebilmek için metindeki manayı istediği şekilde çevirmek hakikati örtmeye çalışmaktan başka nedir ki?

A- Bu konudaki 3. Delilimiz İmam Şekvani’nin şu sözüdür. O der ki: “Peygamber Efendimiz (asm) hayatta iken ona tevessül olmuştur. Vefatından sonra, ondan başkasıyla, Sahabenin sükutî icmaı ile tevessül sabit olmuştur. Çünkü Sahabenin hiçbiri Hz. Ömer’in Hz. Abbas’a tevessülünü yadırgamamıştır…” İmam Şekvani ne diyor,

B- Diyor ki: “Peygamberimizin vefatından sonra, ondan başkasıyla tevessül yapılacağına Sahabenin icmaı vardır. Çünkü Hz. Ömer’in Hz. Abbas’a tevessülünü hiçbir Sahabe yadırgamamıştır…”

A- Demek olay, Hz. Abbas’tan dua istemek değil, onunla Allah’a tevessül etmektir.

A- 4. Delilimiz Hz. Ömer’in Hazreti Abbas hakkında: “Başınıza gelen bu kuraklık musibeti için Hz. Abbas’a tevessül ediniz” demesidir. İbni Hacer ve İbni Ruşeyd, “Hz. Abbas’a tevessül ediniz” ifadesinin “ondan dua isteyin” manasına gelemeyeceğini beyan eder ve derler ki: “Çünkü Hazreti Ömer bu cümleyi, Hz. Abbas’tan dua etmesini istedikten sonra söylemiştir…” O halde “ona tevessül edin” emri, “ondan dua isteyiniz” manasında olamaz… Bütün bu izahlardan sonra şimdi, Hz. Enes’in rivayetindeki “Peygamberimizin amcası ile sana tevessül ediyoruz” sözünü “amcasının duasıyla tevessül ediyoruz” şeklinde yorumlayanlara şu soruları soruyoruz:

1- Metinde “dua” kelimesi yoktur. Bunu nereden çıkarıyorsunuz?

2- İmam Kevseri: “Böyle bir ilave, bir delile dayanmadan konuşmak ve hakikati örtbas etmektir” diyor. Yani İmam Kevseri sizi, delilsiz konuşmakla ve hakikati örtbas etmekle vasfediyor, buna ne dersiniz?

3- İmam Şekvani: “Tevessülde Sahabenin sükutî icmaı vardır” diyor ve Hz. Ömer’in Hz. Abbas’a tevessül etmesine Sahabenin itiraz etmemesini buna delil yapıyor. Sahabenin sükutu sizin için bir delil değil midir?

4- Bizzat Hz. Ömer, Sahabelere: “Hz. Abbas’la tevessül ediniz” diye emrediyor. Eğer tevessül şirk olsaydı, Hz. Ömer bunu emreder miydi? Hadi -hâşâ- emretti, buna karşı Sahabeler hiç sükut eder miydi?

B- Bütün bunlardan sonra, hâlâ tevessülü inkar ederek ve rivayetin metninde olmayan bir kelimeyi, metne ilave etmelerine hayret ediyorum.

A- Evet  tüm bu sorularımızın cevaplarını onlardan istiyor ve şimdi, meselenin başka bir cihetine geçiyoruz.

A- Tevessülü inkar edenlerin bir kısmı, tevessülü ispat eden deliller karşısında söyleyecek bir söz ve dayanacak bir delil bulamadıklarından tevessülü kabul etmeye mecbur oldular; ancak bu sefer de şöyle demeye başladılar: “Canlıya tevessül caizdir; ölüye tevessül caiz değildir. Hz. Ömer’in Hz. Abbas’a tevessül etmesi, sadece diriye tevessül edilebileceğine ve ölüye tevessül edilemeyeceğine delildir. Çünkü ölüye tevessül caiz olsaydı, Hz. Ömer Hz. Abbas’a değil, Peygamber efendimize tevessül ederdi…” Onlar böyle diyorlar…

B-Bence bu da bir şey… Bu sözleriyle hiç değilse, hayatta olana tevessülü caiz görmeye kadar gelmişler.

A- Şimdi bize kulak verirlerse, ölüye tevessülün de caiz olduğuna da inanırlar…

İbni Abdilberr, Hz. Ömer’in Hz. Abbas’a tevessülünü şöyle açıklar: Yeryüzü Hz. Ömer’in devrinde, hicretin 17. senesinde şiddetli bir kuraklığa maruz kalmış ve kıtlık olmuştu. Bunun üzerine Hz. Ka’b şöyle dedi: “Ey müminlerin emiri! İsrailoğullarının başına böyle bir musibet geldiğinde peygamberlerinin yakını ile yağmur isterlerdi…” Bu söz üzerine Hz. Ömer: “İşte Resulullahın amcası, babasının benzeri yani kardeşi ve Haşimoğullarının seyyidi” diyerek Hz. Abbas’a gitti ve onu vesile edindi…” Gördüğünüz gibi olayın gelişimi budur. Hz. Ka’b’ın sözü üzerine Hz. Ömer Hz. Abbas’a gitmiştir…

Ayrıca bu hadiseden İmam Kevseri hazretleri şu hükmü çıkarır: “Hz. Ömer’in Resulullahın zatı ile tevessülü terk edip, Hz. Abbas’ın zatı ile tevessül etmesi, daha faziletli biri olduğu halde, ondan daha az faziletli biriyle tevessül etmenin caiz olduğunu göstermektedir.

Demek hadise, ölüye tevessülün caiz olmadığını göstermez, bilakis daha az faziletli olanla da tevessülün caiz olduğunu gösterir.

B- Evet bende katılıyorum,  bu konu ölüye tevessülün caiz olmadığını asla  göstermez, bilakis fazileti dah az olanla da tevessülün caiz olduğunu gösterir

A- Zaten bundan sonraki misalimizde, Sahabelerin Peygamber Efendimize, ölümünden sonra tevessül ettiğinin örneğini vereceğiz… Buraya kadar konuştuklarımızı kısaca toparlayacak olursak: Hz. Enes’in rivayetiyle, Hz. Ömer, Peygamberimizin amcasına yağmur için tevessül etmiş ve Sahabe efendilerimizden hiçbiri buna itiraz etmemiştir. Bu, Sahabe efendilerimizin tevessülü kabul ettiğine dair sükutî bir icmadır. Bu delili de bu şekilde tamamladık. Bir sonraki delilde buluşuncaya kadar hepiniz Allah’a emanet olunuz.

245 izlenme

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak.İşaretli alanlar doldurulmalı *

*

 
Scroll To Top